DOLAR: 2.16 TL
EURO: 2.85 TL

KEFALET SÖZLEŞMESİ

11 ay önce
70 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

 

Koşulları

  1. Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir.
  2. Kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle ilgili sorumlu olur.
  3. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır.

 

  1. Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
  2. Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. (BK 584. MD)
  3. Kefilin Ehliyeti: Kefilin kefalete ehil olmasıdır.

 

 

Kefalet Türleri

 

Kefalet Türleri

 

 

 

1.Adi Kefalet

 

 

2. Müteselsil Kefalet

 

 

3. Birlikte Kefalet

 

 

 4. Kefile Kefalet

 

 

5. Rücua Kefalet

 

 

1. Adi kefalet

 

Alacaklının öncelikle borçluyu, daha sonra kefili takip edeceği kefalettir.

Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez;

 

Aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:

 

  1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
  2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
  3. Borçlunun iflasına karar verilmesi.
  4. Borçluya konkordato (iflas anlaşması) mehli verilmiş olması.

 

  • Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.
  • Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.

2. Müteselsil kefalet

 

Alacaklının önce asıl borçluyu takip etmeksizin doğrudan doğruya kefile başvurabileceği kefalettir.

 

  • Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
  • Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz.
  • Alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.

3. Birlikte kefalet

 

Aynı borca birbirinden haberdar olarak birden fazla kimsenin kefil olmasıdır.

 

  1. Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.
  2. Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur.
  3. Bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.
  4. Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur.
  5. Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.

 

a) Adi Birlikte Kefalet:

Birden fazla kişinin bölünebilen bir borca kefil olmaları halinde söz konusu olur. Örneğin 400 bin liralık bir borca 4 kişi adi birlikte kefil olmuşlarsa, her biri alacaklıya karşı, borcun kendi payına düşen 100 bin liralık bölümünden sorumlu olurlar.

 

b) Müteselsil Birlikte Kefalet:

Kefillerin gerek kendi aralarında, gerekse borçlu ile beraber müteselsilen sorumlu olmayı yüklenmiş bulunmaları halinde ortaya çıkar.

4. Kefile Kefalet:

 

Kefilin alacaklıya karşı kefilin yüklenimine güvence vermesidir.

 

Alacaklıya, kefilin borcu için güvence veren kefile kefil, kefil ile birlikte, adi kefil gibi sorumludur.

Alacaklı alacağını önce asıl borçludan veya kefilinden istemedikçe kefile kefilden isteyemez.

5. Rücua Kefalet:

 

Kefilin borçludan rücu sebebiyle alacağını alamayan asıl kefilin bu alacağına güvence vermesidir.

a. Sorumluluğun kapsamı

 

Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadar sorumludur.

Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, belirtilen azamî miktarla sınırlı olmak üzere, aşağıdakilerden sorumludur:

 

  1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
  2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
  3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

 

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.

Kefilin takibi

  1. Borçlunun iflası sebebiyle asıl borç daha önce muaccel olsa bile, belirlenen vadeden önce kefile karşı takibat yapılamaz.
  2. Bütün kefalet türlerinde kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.
  3. Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar.
  4. Yerleşim yeri yabancı bir ülkede olan borçlunun borcunu ödemesi, döviz işlemleri veya havale ile ilgili yasaklar gibi sebeplerle, o yabancı ülkenin yasal düzenlemeleri gereği imkânsız hâle gelmiş veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye’de olan kefil, takibe bu sebeple itiraz edebilir.

 

Def’iler (Davalının borcunu özel bir nedenden dolayı yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren hakka def’i denir.)

  1. Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır.
  2. Yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır.
  3. Asıl borçlu kendisine ait olan bir def’i den vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’iî alacaklıya karşı ileri sürebilir.
  4. Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, rücu hakkına sahip olur. Buna karşılık asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder.
  5. Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir.

 

Kefil ile borçlu arasındaki ilişki

 

a. Güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteme hakkı

Kefil, aşağıdaki durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa, borçtan kurtarılmasını isteyebilir:

1. Asıl borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belli bir süre içinde kendisini borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa.

2. Asıl borçlu temerrüde düşmüşse veya yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse.

3. Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artmışsa.

 

b. Kefilin rücu hakkı

  1. Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.
  2. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır.
  3. Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.
  4. Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.
  5. Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.

 

c. Kefilin bildirim yükü

  1. Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır.
  2. Kefil, bu bildirimde bulunmazsa ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa, rücu hakkını kaybeder.
  3. Kefilin, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı saklıdır.

Sona ermesi

  1. Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.
  2. Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır.
  3. Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
  4. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.
  5. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir.

 

 

Süreli kefalette:

Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.

 

Süreli olmayan kefalette:

Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olunca, adi kefalette her zaman ve müteselsil kefalette ise, kanunun öngördüğü hâllerde, alacaklıdan, bir ay içinde borçluya karşı dava ve takip haklarını kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve ara vermeden takibe devam etmesini isteyebilir.

Borç, alacaklının borçluya yapacağı bildirim sonucunda muaccel olacaksa kefil, kefalet sözleşmesinin kurulduğu tarihten bir yıl sonra alacaklıdan, bu bildirimi yapmasını ve borç bu suretle muaccel olunca, yukarıdaki fıkra hükümleri uyarınca takip ve dava haklarını kullanmasını isteyebilir.

Alacaklı, kefilin bu istemlerini yerine getirmezse, kefil borcundan kurtulur.

Banka Teminat Mektupları

Borçlunun alacaklıya karşı üzerine aldığı bir edimi yerine getirmemesi halinde belirli bir miktar parayı alacaklı­nın ilk talebinde ona derhal ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğine dair bir banka tarafından verilen mektuba banka temi­nat mektubu denir.

 

Türleri:

Devlet ihaleleri nedeniyle en çok düzenlenen temi­nat mektubu türleri geçici, kesin ve avans teminat mektupla­rıdır.

Ayrıca verildikleri makamlara göre ve vadeli, vadesiz teminat mektupları olarak da ayrılmaktadır.

 

Banka Teminat Mektuplarının Sağladığı Hukuki İliş­kiler

Hukuki niteliğinden bahsedecek olursak banka teminat mektupların garanti sözleşmesi olarak değerlendi­rilmektedir.

 

Garanti sözleşmesi; Sözleşmenin amacı garanti verenin (yani banka) garanti alana (yani muhataba) belli bir sonucun gerçekleşmesini veya belli bir durunun (halın) devamını garanti etmesidir.

Banka teminat mektubunun sağladığı ilişkinin tarafları ga­ranti veren banka ile garanti alan muhataptır. Bir sözleşme olarak garanti sözleşmesi de karşılıklı bir birine uygun irade açıklamalarını gerektirir.

Banka teminat mektuplarında muhatabın ilk yazılı tale­binde derhal ve gecikmesiz ödeme taahhüdü yer alacağın­dan banka garanti ettiği rizikonun doğup doğmadığına bak­maksızın muhatabın yazılı beyanını yeterli görerek ödeme­de bulunacaktır. Ödemede bulunmamışsa talep tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında geçen süre için kanuni faiz ödemek zorunda kalır. Banka ancak lehtar ile imzaladığı bir karşı garanti ile rücu imkânını elde etmektedir.

Garanti alanın yani muhatabın hukuki durumu ise bankanın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi için muhatabın yazılı tazmin talebinde bulunması gerekir. Bankanın garanti ettiği lehtarın yükümlülüğü yerine getirilmişse artık banka­nın ödemede bulunması gerekmez yani garanti veren ban­kanın tazmin yükümlülüğü sona erer. Bu durumda muhata­bın teminat mektubunu bankaya iade etmesi gerekir. Temi­nat mektubu kıymetli evrak değildir.

Lehtar banka ile lehtar arasındaki garanti sözleşmesince borcu (fiili) tekeffül edilen kişidir. Mektubun düzenlenmesi karşılığında bankaya komisyon verdiği gibi ayrıca ödeme durumunda bankanın kendisine rücu edebilmesi için de bankayla bir karşı garanti akdetmektedir (Kontr-garanti). Teminat mektubu kıymetli evrak olmadığı için haczi müm­kün değildir, buna karşılık rizikonun gerçekleşmesi nedeniy­le muhatap lehine bir alacağın doğması halinde bu alacağın genel hükümlere göre haczi mümkündür.

 

Zamanaşımı

Burada zaman aşımı riskin doğumu ile başlar ve zamana­şımı süresi 10 yıldır. Bu süre karşı garanti (Kontr-garanti) içinde geçerlidir.

tekeffül etmektedir. Akdin tarafları ilk kefil ile rücuna kefildir. Bu kefalet adi kefalet niteliğindedir.

 

 

14. SAKLAMA SÖZLEŞMELERİ ( vedia sözleşmeleri)

Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir.

Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.

 

Saklatanın borçları

  1. Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür.
  2. Saklatan, kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür.

 

 

Saklayanın borçları

 

1. Kullanım yasağı: Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz.

 

2. Geri verme: Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür.

 

Özel durumlar

  1. Saklayan, belirlenmiş olan sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez. Ancak saklayan, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olursa, belirlenen sürenin sona ermesinden önce de geri verebilir.
  2. Süre belirlenmemişse, saklayan saklananı her zaman geri verebilir.
  3. Geri verme yeri: Saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir.

HAVALE

Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.

Havale tek taraflı bir irade açıklamasıyla havale ödeyicisine ödeme, havale alıcısına ise alma (kabz) yetkisi vermektedir.

Havalenin konusu nakit veya kıymetli evrak ve sair misli şeyler olarak ifade edilir.

Havale tam anlamıyla bir sözleşme değil aksine tek taraflı fakat varması gerekli bir hukuki işlemi ifade eder.

 

Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık