DOLAR: 2.21 TL
EURO: 2.77 TL

Menfi Tespit Davası

1 yıl önce
198 kez görüntülendi

Resim bulunamadı

 

Menfi tespit davası, alacaklının takibe başlamasından önce yada sonra açılabilir. Borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenen borcun, borçlusu olmadığı düşüncesinde olabilir. Bu gibi hallerde, borçlu borcunu ödemiş olabilir; takas etmiş olabilir; borç senedi hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğu halde, borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazı kaldırıldığı için ödeme emri kesinleşmiş olabilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir yolu ile dahi takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

 

Açılan menfi tespit davasını alacaklının kazanması halinde, takip konusu alacağın varlığı kesin hüküm ile tespit edilmiş olur. Daha önce verilmiş olan ihtiyati tedbir kararı kalkar, alacaklı takibe devam eder. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından dolayı, borçluyu re'sen bir tazminata mahkum eder. Bu tazminat, alacağın yüzde kırkından az olamaz.

 

Açılan menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanırsa, icra takibi derhal durur. Hüküm kesinleştikten sonra da, takip iptal edilir. Menfi tespit davası sonuçlanmadan önce, borçlunun malları haczedilmişse, bu haciz kalkar. Mallar satılmışsa, satış bedeli borçluya ödenir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine, borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Bu zarar, takip konusu alacağın yüzde kırkından az olamaz. .

 

8.2. İSTİRDAT DAVASI

 

Borçlu, gerçekte borçlu olmadığı hallerde, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması nedeniyle hakkındaki takip kesinleşmiş olabilir. Bu durumda borçlu, menfi tespit davası açmamış veya açsa dahi, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı da aldırmamış ise, takip konusu borcu ödemesi gerekir. Borçlu, gerçekte borçlu olmadığı halde, icra takibi nedeniyle ödemiş bulunduğu paranın kendisine geri verilmesi için bir dava açabilir, bu davaya istirdat davası denilir.

 

İstirdat davası, normal bir alacak davasıdır; geri verilmesi istenen alacağın miktarına göre, sulh veya asliye hukuk mahkemelerinden birisinde açılabilir. Bu davanın tarafları, icra takibinin borçlusu, davacı ve takibin alacaklısı da, davalıdır. İstirdat davasının iki şartı bulunmaktadır.

 

- Geri verilmesi istenen para, icra takibi sırasında ödenmiş olmalıdır.

 

- Borçlu -davacı, borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödemiş olmalıdır. Yani, ödeme emrine itiraz edilmediği veya itiraz edildiği halde, icra mahkemesince itiraz kabul edilmediği için, kesinleşen takip nedeniyle ödeme yapılmış olmalıdır.

 

- İstirdat davası, paranın icra dairesine ödenmesini takiben bir yıl içinde açılmalıdır. Bu bir yıllık süre hak düşürücü süredir, mahkeme bu durumu re'sen gözetir. İstirdat davasını, davacı taraf borçlunun kazanması halinde, mahkeme icra takibinde alacaklıya ödemiş olduğu para ile beraber icra harç ve giderlerinin de davalı taraf alacaklıdan alınıp, davacı yani borçluya ödenmesine kararı verir. İstirdat davasını davacı sıfatıyla davaya taraf olana borçlu kaybederse, yargılama giderlerini davalı taraf alacaklıya ödeme cezasına çarptırılır. İstirdat davası sonunda verilen karar, taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi bakımından önemlidir.

 

9. MAL BEYANI

 

İİK’nun 74 üncü maddesine göre, mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.

 

İİK’nun 75 inci maddesinde “İtirazının iptaline veya kat'i veya muvakkat surette kaldırılmasına karar verilen borçlu, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde beyanda bulunmaya mecburdur. İptal veya kaldırma kararı borçlunun vicahında verilmiş ise bu müddet, kararın tebliğinden başlar.” denilerek beyan mecburiyeti müddeti ve bu beyanın başlangıcına ilişkin hükümlere yer vermiştir.

 

Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra tetkik mercii hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez. İcra dairesine vaki olan beyanda malı olmadığını bildirmiş veya borcuna yetecek mal göstermemiş yahut beyandan imtina etmiş olan borçlu sonradan kazandığı malları ve kazancında ve gelirinde vukua gelen tezayütleri yedi gün içinde mezkur daireye taahhütlü mektupla veya şifahi olarak bildirmeğe mecburdur.

 

10. İCRA TAKİBİNİN İPTALİ VE ERTELENMESİ

 

Borçlunun, takibin başlaması ve daha sonra da takibatın kesinleşmesinin ardından borcunu, icra dairesine gidip ödemesi gerekir. Yapılan bu ödeme ile de borçlu borcundan kurtulmuş olur. Ancak, borçlu icra dairesi dışında ayrıca borcunu, alacaklıya ödemiş bulunabilir veya takibin kesinleşmesinden sonra, alacak zaman aşımına uğrayabilir yahut da alacaklı borçluya borcunu ödemesi için ek bir süre verebilir. Tüm bu gibi hallere, iyi niyetli bir alacaklının artık takibe devam etmemesi gerekir. Ancak, bazı kötü niyetli alacaklıların, borcun borçlu tarafından kendisine ödenmesine rağmen takibe devam etmesi de mümkündür. İşte bu gibi durumlarda, alacaklının takibe devam etmesi halinde borçlu, icra mahkemesine başvurarak, takibin iptalini veya ertelenmesini isteyebilir.

 

10.1. İCRA TAKİBİNİN İPTALİ

 

İcra takibinin iptali, talebin kesinleşmesinden sonraki bir dönemde, borcun ödenmesi veya zamanaşımına uğraması hallerinde ortaya çıkabilir.

 

10.1.1. Borcu Ödemesi Nedeniyle İcra Takibinin İptali

 

İcra takibinin ödeme sebebiyle iptal edilebilmesi için, borcun kendisinin ve borcun aslına bağlı faiz gibi ferilerinin borçlu tarafından ödenmiş olması gerekir. Eğer, borç kısmen ödenmişse, sadece ödenen kısım için takibin iptali talep edilebilir. İcra takibinin ödeme nedeniyle iptal edilebilmesi için, borcun, icra takibinin kesinleştiği tarihten daha sonraki bir dönemde ödenmiş olması gerekir. Takibin iptal kararı, en geç paraların alacaklıya ödenmesi veya paylaştırılmasına kadar istenmelidir. İtfa nedeniyle icra takibinin iptali, borçlu tarafından, icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinden istenir. Ancak, borçlunun, borcu itfa ettiğini ancak, alacaklı tarafından verilmiş, imzası noterlikçe onaylı bir belge veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş adi bir belge ile ispat etmesi gerekir.

 

10.1.2. Zamanaşımı Nedeniyle İcra Takibinin İptali

 

İcra takibinin kesinleşmesinden sonra, alacağın zamanaşımına uğramış olması mümkündür. Bu gibi durumlarda, ödeme emrinin tebliği ve takibin kesinleşmesinden sonra, bir yıl içinde haciz istenmeli, hacizden itibaren de, bir veya iki yıl için de satış istenmelidir Zamanaşımı iddiasını ispat etmek için borçlunun ayrıca herhangi bir belge göstermesine gerek yoktur. Ancak, alacaklı, zamanaşımın durduğunu veya kesildiğini iddia ediyorsa,bu iddiasını ispat etmelidir. Alacaklı, bu iddiasını, ancak, resmi bir belge ile veya imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş bir belge ispat etmelidir. İcra mahkemesi, alacağın zamanaşımına uğradığı sonucuna varırsa, takibin iptaline karar verir.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık